İzleyenlerin bildiği üzere, Semih Kaplanoğlu Buğday (2017) filminde İslami motiflere yer verdiği hikayesinde "hakikat" mevhumunu dinle bağdaştırıyor, Musa'dan, Muhammed'e kadar peygamberlerin hikayeleri üzerine kurduğu eserinde izleyiciye kendi anlatısını sunuyordu. Ardından, Bağlılık üçlemesinin ilk filmi olan Bağlılık Aslı (2019) da ise sekülerlik ve annelik üzerine bir tartışma sunuyor ve bu filmde de epey gelenekselci bir tavır takınarak, kadın = anne, ana tezini sunuyordu. Bu iki filmin ortak noktalarından birisinin İslami ve gelenekselci bakış açısı olmasının yanı sıra hükümetten aldığı desteklerle de muhalif çevrelerce epey eleştirilmeleriydi. Bu iki filmden farklı biçimde, Bağlılık Hasan'da "muhafazakar" olarak adlandırılan kitleye yönelik eleştiriler geliştiren Kaplanoğlu bir nevi son zamanlarda kendisiyle özleşen kitleyle -en azından belli bir kesimiyle- hesaplaşıyor. Bu filmde dini inanç = ahlak tezini sorgulayan Kaplanoğlu bize bilerek ya da bilmeyerek Aristotelesçi bir tavırla niyet + eylem = ahlak tezini sunuyor. Bir bakıma sizin dindar olmanız tek başına yetmez, ne ve nasıl biri olduğunuz daha değerlidir diyor ve bir bakıma da doğru söylüyor. Bunu yaparken de, Hasan isimli karakterimizin başlangıçta pek de iyi niyetle çıkmadığı helalleşme serüvenine değinerek az önce vermiş olduğum tezini sağlamlaştırmaya çalışıyor.
Bağlılık Hasan, Buğday ve Bağlılık Aslı'nın aksine muhalif kitleyi ikiye bölen bir film. Bir kesim filmin konusunu iyi işlediğini ve genel olarak iyi bir film olduğunu savunurken; bir diğer kesim de, Semih Kaplanoğlu'nun kişiliğini ön plana çıkararak filmin iktidarla olan mesafesini yeterince ele almadığını ve bu anlamda da yetersiz olduğunu öne sürüyor. Bu iki eleştiriyi de ele alarak, Bağlılık Hasan ve Semih Kaplanoğlu terazisini nasıl kurabiliriz bunu düşünmeye çalışalım.
Öncelikle, yukarıda değindiğim üzere ve eğer filmlerine aşinaysanız Semih Kaplanoğlu filmlerinde kendi varlığını pek de gizlemeyen bir yönetmen, burada otör yönetmen olmasının da bir payı var pek tabii. Bu nedenle, filmlerinde kendisinin zihin dünyasının yansımalarına dahil oluyoruz ya da maruz kalıyoruz ve kendisiyle eserlerini pek de ayrı düşünemiyoruz. Bir başka açıdan şunu söyleyebiliriz ki, Kaplanoğlu bize eser-sanatçı ilişkisini ya da ikilemini sorgulamaya pek açık kapı bırakmıyor çünkü şunu biliyoruz ki eserleri doğrudan kendisi ve kendisinin çokça önemsediğini düşündüğüm düşüncelerini içeriyor. Tam da bu noktada, şu soruyu sormak istiyorum: Bağlılık Hasan'ı nasıl tartışabiliriz?
İlk olarak, Kaplanoğlu'nun Bağlılık Hasan filminde savunduğu görüşleri kim olduğuna bakmadan-iktidarla ilişkisi ve Kültür Bakanlığı'ndan aldığı fon destekleri- salt eserin bakış açısı olarak ele alıp eserin iyi ya da kötülüğüne yönelik yargı geliştirerek mi?
Öte yandan, Semih Kaplanoğlu'nun iktidarla yakın ilişkisini göz önüne alarak -burada iktidarı olumlayabilir ya da kötüleyebilirsiniz- filmin iyiliği ya da kötülüğü üzerine yargı geliştirerek mi?
Bu iki soruyla ilişkili biçimde, eğer "mantıklı" bir argüman oluşturmak istiyorsak, Kaplanoğlu'nun kişiliği ile eseri ayrı tutup film hakkında yargımızı sunabiliriz. Bu bağlamda, Hasan'ın helalleşmesi ve film tutarlıdır, film iyidir ya da kötüdür diyebiliriz. Ben bu perspektiften filmin oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.
Öte yandan, eğer bütüncül bir etik tartışma yapmak istiyorsak, örneğin bir muhalif olarak, Kaplanoğlu'nun filmde eleştirdiği düzenin bir parçası olduğu ve burada eleştirdiği helalleşmenin samimiyetinden öte, kendisinin diğer kesimlerle bu film üzerinden -sözümona- helalleşmesinin filmde bozulmuş olarak yansıttığı "kurumsal iktidar"ın ayrıcalıklarından faydalanmaya devam etmesiyle ilgili olarak, pek de samimi ve ahlaki olmadığını ve bu nedenle Kaplanoğlu'nun filmle tutarsız bir bakış açısı sunduğunu ve bir nevi Hasan'ın yansıması olduğunu da düşünebiliriz.
Hasılı, eğer bu iki görüş üzerinden filme yönelik bir görüş belirtilecek olursa, Bağlılık Hasan'ın iyi bir film olduğunu, bize aslında pek de bilmediğimiz şeyler söylememesine rağmen yine de inanç ve ahlak sorgulaması üzerinden değerli ve güzel bir film olduğunu fakat filmin yine de çok fazla ciddiye alınmaması gerektiğini, filmle biraz da mesafeli olunması gerektiğini düşünüyorum.
edit: filmi tamamiyle sinematografik ve teknik açıdan da değerlendirebilirsiniz ve bu açıdan da iyi ya da kötü diyebilirsiniz fakat yazının konusu bu değildi.
